Teolojinin sonu, Felsefenin sonu, Tarihin sonu.

Serdar Kuş
3 min readJul 29, 2023

Merhaba,

Bu yazımda sonlardan bahsedeceğim biraz. Başlıkta bahsettiğim üç kavramın sonu nasıl gelebilir, bunlar nasıl sonlar olabilir bunların üzerinde duracağım.

Felsefenin sonu.

Felsefenin sonu meselesine girmeden, daha önce sonu gelmiş olan başka bir olgu üzerinden bir örnekle ilerlemek istiyorum. Fizik bilimi üzerinden.

Einstein zamanında E=mc2 formülünü bulmuştur. Fizik ne kadar üzerinde çalışırsa çalışsın, ne kadar kendisini zorlarsa zorlasın daha ileri gidemez, ancak yan yollardan ilerleyebilir ve her şeyin son durağı yine E=mc2'dir, her şey sadece E=mc2 ile ilgili bir meseledir. Bu sebeple fizik biliminin artık sonuna ulaşılmıştır.

Felsefenin sonunun gelebilmesi için de yukarıda verdiğim örnekte olduğu gibi bir kök buluşa ihtiyacı vardır. Benim de ürettiğim bilinç işleme teorisi tam olarak bunu yapmaya çalışıyor. Benim teorime göre, tüm her şey, tüm düşünceler, tüm fikirler, sadece pozisyonla ilgili olmak zorundadır. Tıpkı E=mc2 örneğinde olduğu gibi. Yine pekala farklı düşünceler, felsefeler üretilebilir. Ancak bunların son durağı yine pozisyondur. Bu sebeplerden, şayet haklıysam ki bence öyleyim, felsefenin de sonu gelmiştir.

Ancak ifade ettiğim üzere, fizik ve felsefe odağında anlattığım bu “son”, bir yok oluş, bir ölüm anlamına gelmemektedir. Bir nihai zirve anlamını taşımaktadır.

Teolojinin sonu

Teoloji çok ilginç bir konu ve sonunun gelmesi meselesindeki mekanik de bir o kadar ilginç. “Teolojinin sonu nasıl gelebilir?” sorusunu sormadan önce, “teolojinin sonu nasıl gelemez?” sorusuna odaklanmak istiyorum.

Basit bir mantık yürütecek olursak; teolojiyi tam karşısında duran bilimin yenebileceği aklımıza gelir. Ancak bu o kadar da doğru olmayabilir. Çünkü teoloji bilinmeyenleri de kendisine dahil eder, bilimin silahları arasında bu yoktur. Bu yüzden bilim, her “tanrı şu yüzden olamaz” dediğinde, teoloji gözlemlenen ancak açıklanamayan bir odak bulup “tanrı bu yüzden vardır” diyecektir. Burada hem teoloji taraftarları, hem karşıtları, adı üzerinde taraf oldukları için kendi saflarındaki tüm argümanları tüketmeden objektif düşünme ihtiyacı da hissetmeyeceklerdir.

Dolayısıyla bu sebeplerden teoloji bu şekilde bir karşı kuvvet ile yenilemez, bu yüzden binlerce yıldır hayatımızda. Teoloji ancak kendi içinden gelecek olan bir akıl yürütmeyle yenilebilir. Bu yazımda bu stratejiyi yürüterek(tanrı ve şeytan arasındaki kavgayı gerçek varsayarak), hiçbir teoloji taraftarının bir karşı argüman sunamayacağı bir düşünce modeli yaratıyorum. Kimse, hiçbir teoloji taraftarı bununla ilgili dişe dokunur bir itiraz yapamadı şimdiye kadar.

Yine bu yazımda teolojinin ana öznesi olan olan tanrısal varlığa, bir vahiy olmadan, deneysel olarak, gözlemlenebilir olarak nasıl erişilebileceğini anlatıyorum. Bu yazım biraz teoloji gibi görünse de aslında değil. Çünkü bilim, diğer teolojik fikirlerin aksine burada benim teorimin karşısında değil, benim teorimle barışık. Aynı şekilde teoloji taraftarları da başlığın hemen altındaki paragrafta betimlediğim üzere, salt bilimle aralarındaki ilişkide olduğu gibi, bana benzer bir antitezle gelemez.

Bu sebeplerden, bu fikir ortaya çıktığı için ve kaçınılmaz olarak yayılacağı için teolojinin de sonu gelmiştir. Ancak bu son, yukarıda verdiğim felsefe örneğindeki gibi bir nihai zirve değildir. Bir ölümdür.

Tarihin sonu

Tarihin sonu meselesini de yine bir ölüm gibi değil de, felsefe ve fizik örneklerindeki gibi ulaşılabilecek nihai zirve olarak ele alıyorum. Hegel’e göre bu o dönemin Prusya devletiyle gerçeklemiş ve bu sona ulaşılmıştı. Buna neden katılmadığımı bu yazımda anlattım. O yüzden buna, yani Hegel ile benim fikirlerim arasındaki farklara burada uzun uzun değinmeyeceğim.

Tarihin sonunun geldiğini nasıl anlayabiliriz? Şayet tüm dünya bir yönetim biçimi hakkında fikir birliğine ulaşmışsa, 1000 veya 2000 yıl sonrası için, küresel olarak yönetim sistemlerinde veya dünyanın herhangi yerinde, bir değişim, bir kaos, bir yıkım, yeni bir rejimin çıkma ihtimali, bunlar yok olmuşsa tarihin sonunun geldiğini iddia edebiliriz. Çünkü tarih ulaşabileceği en yüksek zirveye ulaşmıştır ve daha fazla değişmesine gerek yoktur.

Mevcut durumda bu sonun neden gelemeyeceğini, tarihin neden çok daha fazla değişime, yıkıma, trajediye gebe olduğunu bu yazımda ve bu yazımda anlattım.

Ancak durum ümitsiz de değildir. Bu yıkımları, trajedileri yaşamadan da tarihin sonunu getirebiliriz. Bu ancak küresel olarak hüküm sürecek olan Modern Anarşizm sistemi sayesinde olabilir. Yukarıda fizik biliminin sonu örneği üzerinde verdiğim E=mc2 örneği gibi tarih de eninde sonunda burada, yani Modern Anarşizm’de bitmek zorundadır. Ancak tarihin sonunu görmüş olsak da, henüz zirveye ulaşamadık, bir üst paragrafta verdiğim linkteki sebepler nedeniyle.

Burada önemli bir mesele daha var. Tarihin sonu gelse, Modern Anarşizm küresel bir sistem haline gelmiş olsa bile, felsefe ve teoloji ölmediği için, tarih yine tehlike altındadır ve sona eremez. Tarihin sarsılmaz bir sona ulaşabilmesinin ön koşulları, felsefenin sonuna ulaşılması ve teolojinin öldürülmesidir.

Diğer türlü(yani teoloji ve felsefenin sonu olmadan) tarihin yine sonuna gelinebilir, ancak bu zirvenin kesinliği muallaktır. Tarihin her an tekrar geri sarması olasılığı, ulaştığı zirveden çok aşağılara düşmesi tehlikesi devam eder.

Reddit topluluğu kanalı: https://www.reddit.com/r/Modern_Anarsizm

--

--